Makaleler

Ekonomik Model Tartışmaları I: Dış Açık – Ege Yazgan

25,00

Yapılabilecek olan tek şey daha yüksek katma değerli ürünleri üretebilecek bir ihracat/üretim yapısına geçilmesidir. Bu oluşana kadar da Türkiye’nin yabancı sermaye hareketleri için cazip bir merkez olması gerekir ki büyümenin gerektireceği döviz girişi sağlanabilsin.

Türkiye ekonomisi tarihinde birçok kez döviz krizi yaşamış; döviz gereksinimi, TL’ye olan güvensizlik makro istikrarsızlığın, hemen her zaman temel belirleyenlerinden biri olmuştur. Bu durumun ardında yatan neden kronik hale gelmiş dış ticaret (ve cari işlemler) açığıdır. Dış ticaret açığının boyutları turizm gelirlerinin kapatabileceğinin çok ötesinde olması, cari işlemler dengesinin de sürekli açık vermesine ve bu açığı finanse edecek döviz girişinin varlığına veya yokluğuna göre ekonomik büyümenin dalgalanmasına yol açmıştır.

Döviz girişi ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yerli/yabancı para tercihleri ekonomik büyümeyi etkileyen ana faktör olduğu gibi, Türkiye ekonomisinin diğer bir kronik sorunu olan enflasyonun da belirleyicisi olmuştur. Döviz girişinin yüksek olduğu dönemlerde, TL değer kazanarak veya istikrarlı kalarak, enflasyonun düşük kalmasını sağlayan ana faktörlerden biri olmuş, tersi olduğunda da enflasyonu tetikleyen ana unsur olmuştur. Sonuçta büyüme (bir ölçüde de enflasyon) uluslararası sermaye akımlarının seyrine göre bir performans göstermiş, sermaye girişleri yoğun olduğunda ekonomi büyümüş, tersi olduğunda büyüme düşmüş, ekonomi durma noktasına gelmiş veya küçülmeye başlamıştır. Şekil 1, büyüme ve sermaye hareketleri arasındaki ilişkiyi gösteriyor.

Bu tespitten yola çıkarak Türkiye ekonomisinin temel açmazının döviz gereksinimi olduğu sonucuna varabiliriz. İstikrarlı yüksek bir büyüme için de, düşük ve istikrarlı bir enflasyon için de bu sorunun kalıcı bir biçimde çözülmesi gerekmektedir. Bunun için de dış dengenin toparlanması için ithal gereksiniminin azalması, eğer azalmazsa ihracatın ithalatın üzerinde artması gerektiği açık. Yerli enerji üretiminin yetersizliği, üretim yapısının ara malı ithalatına olan bağımlılığı nedeniyle, büyümeden feragat etmeden ithalatı düşürmenin olanakları sınırlıdır. Büyümenin artması da beraberinde ister istemez ithalatın artmasını getirecektir.

Ek bilgi

SAYI

152

SAYFA ARALIĞI

7-12