Makaleler

Sanatın Politik Ekonomisi ve Kültür Endüstrisi (I): Kültür ve Sanatta Emperyalizm Olur mu? – Sacit Hadi Akdede

60,00

“Halifeliği üzerine alan Osmanlı hükümdarı, Müslümanlık aracılığıyla emperyalizm yapıyor. Osmanlı kendini bir kültürün temsilcisi olarak görmüyor.”

Giriş Belli bir süredir, son on yıldır diyelim, Türkiye’de belli çevrelerde batı düşmanlığı gibi görünen ya da “medeniyetler çatışması” kaynaklı medeniyetler ayrımı söylemi tekrar gelişmiştir. Biz ve onlar ya da biz ve diğerleri söylemi politik kutuplaşmaların temel kaynağı olmaktadır. Bu son dönemdeki söylemi Türkiye’de genellikle politik spektrumda “sağ” olarak adlandırılan çevreler geliştirmektedir. Konu derinlemesine incelenmemekte, bu çevreler emperyalizm kavramını yardıma çağırarak, popülizmi emperyalizm “sosuyla” tatlandırmaya çalışmaktadır. Toplumları anlamaya ve onların çeşitli alanlarına ilişkin (iktisadi, siyasi, kültürel, vb.) olguları açıklamaya çalışırken kullandığımız kavramlardan “üretim altyapısı” ya da “tekniği” olarak tanımlanan alanın (var olduğu varsayılan) çeşitli medeniyetlerde, birbirine yakınsadığını (convergence) söylemek çok yanlış bir gözlem olmayacaktır.

Örneğin Japonya’daki ya da Çin’deki telefon üretimi ile Danimarka’daki telefon üretim altyapısı birbirinden çok farklı değildir. Medeniyetler çatışması söylemini ve medeniyetler arasında çok önemli ayrımlar olduğunu vurgulayanlar açısından, yakınsamayan, medeniyetlerin hangi alanı ya da boyutudur acaba? Bu alanın ne olduğunu kestirmek çok zor değildir. Kültür alanının, özellikle dinsel ve ırksal öngörüler ve anlayışlar kısmının hala yakınsamadığı, farklı dinler ve ırklar arasında medeniyetler çatışması var olduğu, emperyalizmin de bu ırksal ve dinsel alanın da yaratılmasına yardımcı olduğu “üstyapı” aracılığı ile işlerlik kazandığı genellikle medeniyet çatışması görüşünü savunanlar tarafından dile getirilmektedir. Konunun bu boyutu şimdilik bu makalenin dışında kalacaktır. Bu bakımdan bu kavramların uygun kullanımı sadece bilimsel kaygılarla değil, gündelik yaşamı ilgilendiren kaygılarla ortaya çıkmaktadır. Eğer körü körüne batıcı olmak ya da batıya hayran olmak yanlış ise, batı düşmanlığı da en az batıcı

Ek bilgi

SAYI

153

SAYFA ARALIĞI

106-110