Ek bilgi
| Sayı | İktisat ve Toplum Dergisi 191 |
|---|---|
| Sayfa Aralığı | 38-43 |
₺60,00
Küresel ölçekte demokratikleşmeye bağlı gerilemelerin, pandeminin ve iklim değişikliğinin yarattığı toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunların gölgesi son yirmi yılda “anayasacılığın sınanması” olarak kavramsallaştırabilecek bir olgu doğurdu. Sınanan anayasacılık, demokrasilerin aşınması ve otokratikleşme etrafında biriken kavramsal bilgi dağarcığının unsurlarını içeren genel ve kapsayıcı bir içerik olarak anlaşılmalıdır. Anayasacılık, normatif nitelikli temel bir standart ve siyasal nitelikli kurallar ve davranışlar bütünüdür. Anayasaların ne yapması gerektiğine dair bir iddia içerir. Bu iddia, siyasal iktidarı yalnızca hukuken kurmak ve düzenlemek değildir; daha fazlasıdır. Siyasal iktidar anayasalar aracılığıyla bağlanmalı, sınırlandırılmalı ve böylece yetkiye dönüşmelidir. Yetki, hukuken sınırlılığı ve hesap verebilirliği ifade eder. Bu yüzden, anayasacılığın temel öncülü, yetki kimdeyse sorumluluğun da onda olduğudur. Günümüzde anayasacılığı sınayan unsur, tam da burada düğümlenmektedir: Sınırlı siyasal iktidarın gereği olan yetki-sorumluluk ikiliğine yönelik bir karşı çıkış.
| Sayı | İktisat ve Toplum Dergisi 191 |
|---|---|
| Sayfa Aralığı | 38-43 |